Haluk Levent ve Oğuzhan Uğur Gündemi: Belirsizlik Karşısında Neden Hemen Taraf Seçiyoruz?

Haluk Levent ve Oğuzhan Uğur Gündemi: Belirsizlik Karşısında Neden Hemen Taraf Seçiyoruz?

Son günlerde sosyal medyada Haluk Levent, Ahbap Derneği ve Oğuzhan Uğur hakkında kamuoyuna yansıyan hukuki süreç haberleri ve tartışmalar geniş yankı uyandırdı. Olayın ayrıntıları ve hukuki boyutu ilgili makamlar tarafından değerlendirilmeye devam ederken, sosyal medyada çok kısa süre içinde binlerce yorum yapıldı, insanlar hızla farklı görüşler benimsedi ve kesin yargılar oluşturdu.


Bu yazının amacı söz konusu kişiler ya da devam eden hukuki süreç hakkında değerlendirme yapmak değildir. Tam tersine, bu örnek üzerinden insanların belirsizlik karşısında neden bu kadar hızlı kanaat oluşturduğunu, neden taraf seçme eğiliminde olduğunu ve sosyal medyanın psikolojik süreçlerimizi nasıl etkilediğini anlamaya çalışacağız.

Aslında bugün yaşanan durum yeni değil. Daha önce de kamuoyunun yakından takip ettiği birçok olayda benzer bir tablo ortaya çıktı. Olayın tüm ayrıntıları henüz bilinmeden insanlar “haklı” veya “haksız”, “iyi” veya “kötü” şeklinde keskin ayrımlar yapabiliyor. Psikoloji ise bize bunun nedenlerini oldukça iyi açıklıyor.

Belirsizlik İnsan Zihnini Neden Rahatsız Eder?

İnsan beyni belirsizlikten hoşlanmaz. Çünkü belirsizlik, zihnimiz tarafından çoğu zaman bir tehdit olarak algılanır. Geçmişte hayatta kalabilmek için bilinmeyen durumları hızlıca anlamlandırmak önemliydi. Bugün ise aynı mekanizma sosyal olaylarda devreye girebiliyor. Psikolojide buna belirsizliğe tahammülsüzlük denir. Belirsizliğe tahammülü düşük olduğunda kişi:

“Kesin bir şey söylemek” istemese bile kesin düşünmeye eğilim gösterir. Haluk Levent, Ahbap veya Oğuzhan Uğur hakkında sosyal medyada ortaya çıkan yoğun yorumların önemli bir kısmı da bu psikolojik ihtiyacın bir yansıması olabilir. Çünkü belirsizlik uzun süre devam ettiğinde zihnimiz, eksik kalan parçaları kendi deneyimleri ve inançlarıyla doldurmaya başlar.

Zihnimiz Boşlukları Doldurmayı Sever

Bir filmi yarıda izlediğinizde sonunu tahmin etmeye çalışırsınız. Sosyal olaylarda da benzer bir süreç işler.
Birkaç görüntü…
Birkaç paylaşım…
Birkaç yorum…
Ve zihnimiz eksik kalan hikâyeyi tamamlamaya başlar.

Çoğu zaman bunun farkında bile olmayız. Elimizde yeterli veri olmadığında beynimiz varsayımları gerçeklerin yerine koyabilir. İşte bu nedenle aynı olaya bakan insanlar tamamen farklı sonuçlara ulaşabilir.

Sosyal Medyada Neden Bu Kadar Hızlı
Yargılıyoruz?

Confirmation Bias (Doğrulama Yanlılığı)

İnsanlar genellikle zaten inandıkları şeyi destekleyen bilgileri daha kolay kabul eder. Buna Confirmation Bias yani doğrulama yanlılığı denir. Örneğin bir kişi Haluk Levent hakkında daha önce olumlu bir algıya sahipse, onun lehine olan haberleri daha inandırıcı bulabilir. Tam tersi durumda ise olumsuz içerikler daha ikna edici gelebilir. Burada önemli olan nokta şudur: Aynı bilgiye bakan iki kişi, farklı sonuçlara ulaşabilir. Çünkü zihnimiz çoğu zaman gerçeği değil, mevcut inançlarımızı doğrulayan bilgiyi arama eğilimindedir.

Fundamental Attribution Error (Temel Yükleme Hatası)

Bir başka önemli kavram ise Fundamental Attribution Error yani temel yükleme hatasıdır.
Başkalarının davranışlarını çoğu zaman onların karakteriyle açıklarız. Kendi davranışlarımızı ise
içinde bulunduğumuz koşullarla açıklarız.
Örneğin:


“Ben hata yaptıysam şartlar zordu.”
“O hata yaptıysa karakteri böyledir.”
Bu düşünme biçimi sosyal medya tartışmalarında oldukça yaygındır ve olayların daha keskin yorumlanmasına neden olabilir.

Halo Effect ve Horn Effect

Bir kişi hakkında olumlu bir izlenimimiz varsa, onun diğer davranışlarını da olumlu değerlendirme eğiliminde olabiliriz. Buna Halo Effect denir. Tam tersi durumda ise Horn Effect devreye girer. Bir kişi hakkında olumsuz bir algımız varsa, yeni bilgileri de daha olumsuz yorumlayabiliriz. Bu nedenle aynı olay, farklı insanlar tarafından tamamen farklı şekillerde algılanabilir.

Bunun gibi daha fazla bilimsel makaleye buradan ulaşabilirsiniz.

Echo Chamber (Yankı Odası)

Sosyal medya algoritmaları bize çoğu zaman hoşumuza giden içerikleri göstermeye devam eder.
Böylece yalnızca bizimle benzer düşünen insanları görmeye başlayabiliriz.
Buna Echo Chamber yani yankı odası etkisi denir.
Bir süre sonra kendi görüşümüzün herkes tarafından paylaşıldığını sanabiliriz. Oysa farklı bakış açıları karşımıza çıkmadığı için algımız daralmış olabilir.

İnsanlar Neden Hemen Taraf Seçmek İster?

Taraf seçmek, belirsizlikten daha konforlu hissettirebilir.
Bir gruba ait olmak güven verir. “Ben bu taraftayım.” demek, zihne netlik hissi kazandırır. Ancak gerçek hayat çoğu zaman bu kadar siyah ve beyaz değildir.

Siyah-Beyaz Düşünme

Psikolojide siyah-beyaz düşünme, olayları iki uç arasında değerlendirme eğilimidir.

Ya tamamen haklı.
Ya tamamen haksız.
Ya tamamen iyi.
Ya tamamen kötü.


Oysa insanlar ve olaylar çoğu zaman gri alanlar içerir.

Sosyal Kimlik Kuramı

İnsanlar yalnızca birey olarak değil, ait oldukları gruplar üzerinden de kendilerini tanımlar.
Bu nedenle bazen gerçeği araştırmaktan çok, grubumuzun görüşünü savunmaya odaklanabiliriz.
Sosyal kimlik kuramı bize, aidiyet ihtiyacının düşünme biçimimizi nasıl etkileyebileceğini gösterir.

Toplumsal Olaylarda Duygular Neden
Gerçeklerin Önüne Geçebilir?

Bir olay yalnızca bilgiyle değerlendirilmez.
Öfke…
Hayal kırıklığı…
Korku…
Güvensizlik…
Belirsizlik…
Tüm bu duygular kararlarımızı etkileyebilir.
Özellikle geçmişte yaşanan toplumsal olaylar, yeni gelişmeleri yorumlama biçimimizi değiştirebilir.
Geçmiş deneyimler bugünkü algımızın filtresi hâline gelebilir.

Emotional Contagion (Duygusal Bulaşma)

Sosyal medyada yalnızca bilgiler değil, duygular da yayılır.
Bir kişinin öfkesi, binlerce kişiye ulaşabilir.
Kaygı bulaşabilir.
Panik büyüyebilir.
Empati de yayılabilir.
Bu sürece psikolojide duygusal bulaşma denir.

Sosyal Medyada Linç Kültürü Neden Bu
Kadar Güçlü?

Deindividuation


Kalabalık içinde insanlar bireysel sorumluluk hissini daha az yaşayabilir. Buna Deindividuation denir.
Anonim hesaplar ve ekranın sağladığı mesafe, yüz yüze kurulmayacak cümlelerin kolayca kurulmasına neden olabilir.


Kalabalık Psikolojisi
Bir paylaşımın milyonlarca kez görüntülenmesi onun doğru olduğu anlamına gelmez.
Ancak beynimiz çoğu zaman kalabalığın fikrini güvenilir olarak algılamaya eğilimlidir.
Bu nedenle insanlar bazen sorgulamadan aynı tepkiyi verebilir.


Anlık Ödül Mekanizması
Sert yorumlar daha fazla beğeni alabilir.
Paylaşımlar daha çok yayılabilir.
Bu da beynin ödül sistemini harekete geçirerek daha keskin ifadeleri teşvik edebilir.

Bilgi Kirliliği Ruh Sağlığımızı Nasıl Etkiler?

Doomscrolling

Olumsuz haberleri durmadan takip etmeye doomscrolling denir.
Kişi bırakmak ister.
Ama bırakamaz.
Çünkü “Biraz daha okursam kontrol hissi kazanırım.” diye düşünür.
Çoğu zaman bunun tam tersi olur.
Kaygı artar.
Zihin yorulur

Negativity Bias

İnsan beyni olumsuz bilgilere daha fazla dikkat eder. Bu nedenle kötü haberler zihnimizde daha uzun süre kalabilir.

Availability Heuristic

Bir olayı sürekli görmeye başladığımızda onun çok daha yaygın olduğunu düşünebiliriz. Sürekli aynı içeriklerle karşılaşmak, zihnimizin olayın gerçek sıklığını olduğundan fazla algılamasına neden olabilir.

Psikolojik Olarak Kendimizi Nasıl
Koruyabiliriz?

Bilgi Diyeti Uygulayın

Gündemi takip etmek önemlidir. Ancak günün her saatini haber akışı içinde geçirmek ruh sağlığımız için faydalı olmayabilir.


Kaynağı Kontrol Edin
Her paylaşım doğru bilgi değildir. Doğrulanmamış içerikleri paylaşmamak hem bireysel hem toplumsal sorumluluğun bir parçasıdır.


Belirsizliği Tolere Etmeyi Öğrenin

Belirsizlik rahatsız edici olabilir. Ancak her sorunun cevabını hemen bilmek zorunda değiliz. Bekleyebilmek bazen en sağlıklı psikolojik tepkidir.


Duygularınızı Fark Edin
Bir haber okuduktan sonra kendinize şu soruyu sorun: “Şu anda bilgiye mi tepki veriyorum, yoksa hissettiğim duyguya mı?”
Bu küçük farkındalık bile daha dengeli değerlendirmeler yapmanıza yardımcı olabilir.

Dijital Molalar Verin
Telefonu kısa süreliğine bırakmak…
Yürüyüş yapmak…
Sevdiklerinizle vakit geçirmek…
Gerçek hayata dönmek…
Bunların tamamı zihinsel yükü azaltabilir.


Sonuç


Haluk Levent, Ahbap Derneği ve Oğuzhan Uğur ile ilgili kamuoyuna yansıyan hukuki süreç haberleri, yalnızca bir gündem başlığı değil; aynı zamanda insan psikolojisinin belirsizlik karşısında nasıl çalıştığını gözlemleyebilmek için de önemli bir örnek sundu.

Bu yazının amacı kişiler ya da hukuki süreç hakkında değerlendirme yapmak değildi. Çünkü hukuki süreçler, ilgili kurumlar tarafından yürütülür ve sonuçları netleşmeden kesin hükümler vermek doğru değildir.

Asıl önemli olan, bu tür olaylar karşısında kendi zihnimizin nasıl çalıştığını fark edebilmektir.
Bir olay hakkında kesin hükme varmadan önce bekleyebilmek, psikolojik olgunluğun önemli göstergelerinden biridir.
Belirsizlik rahatsız edici olabilir. Ancak aceleyle oluşturulan kanaatler hem bireylere hem de topluma zarar verebilir.

Gerçeklerin ortaya çıkması zaman alabilir. Biz ise bu süreçte daha dikkatli düşünebilir, duygularımızın farkında olabilir ve doğrulanmamış bilgileri yaymamayı tercih edebiliriz. Bu yalnızca daha sağlıklı bir tartışma ortamı oluşturmaz; aynı zamanda kendi ruh sağlığımızı korumamıza da yardımcı olur.

Sürekli düşünmekten yorulmak konusunda ki yazımızı buradan okuyabilirsiniz.

İzmir Alsancak’ta yüz yüze görüşme imkanı ile, avrupa akreditasyonuna sahip bir klinik psikolog ile süreci değerlendirmek için buradan randevu oluşturabilirsiniz.

İzmir psikolog seçimi hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.